A
A

Genel Bilgi


İnsanlık tarihi kadar eski bir olgu olan göç, dini, iktisadi, sosyal ve diğer sebeplerden dolayı insan topluluklarının hayatlarının tamamını veya bir bölümünü geçirmek üzere yaşamlarını sürdürdükleri bir yerden başka bir yere yerleşmek suretiyle yaptıkları coğrafi yer değiştirme hareketidir.

Eski çağlarda göçler niceliksel ve niteliksel olarak günümüze göre daha dar bir kapsama sahipti. Özellikle ulusal sınırların ve özel mülkiyetin ortaya çıkması, dahası sanayi devriminin gerçekleşmesi ve küreselleşen dünya ile birlikte göçün kapsamı ve niteliği de değişmeye başlamıştır. Göç artık “uluslararası ve ulusal” sorun ve güvenlik meselesi olarak karşımıza çıkmaya başlamıştır. Bundan sonra uluslararası toplum özellikle ekonomik ve siyasal kriz dönemlerinde, popüler medya, mülteci ve sığınmacıların çoğu zaman ulusal birlik ve bütünlüğe karşı tehdit oluşturduğunu, devletlerarası ilişkilerde çeşitli zorluklara neden olabileceğini, ekonomik göçmenlerin ülke vatandaşlarının işlerinin ellerinden aldığını, düzensiz göçmenlerin ise terörist olduklarını ve sınırları yasa dışı yollarla geçerek devlet güvenliğini hiçe saydıklarını öne sürmektedirler.[1] Bu nedenlerden dolayı uluslararası göç toplumsal düzene ya da ulusal kimliğe meydan okuyan hatta onu “ tehdit” eden bir olgu olarak görülmeye başlanmıştır. Özellikle 1980’li yılların sonundan itibaren düzensiz göçün artış göstermesiyle, bu durumun sınırlanması ve denetim altına alınması en önemli gündem maddelerinden biri haline gelmiştir. Bu amaçla bu dönemde uluslararası düzeyde birçok konferans ve toplantı gerçekleştirilmiştir. [2]

Uluslararası düzeyde gerçekleşen bir dizi konferanslar sonucunda, uluslararası göçün hem çok dinamik, karmaşık ve çok boyutlu bir olgu olması hem de sürekli devinim halinde olması nedeniyle sorunları çözüme ulaştırabilecek bir platform oluşturma gereği doğmuştur. Bunun üzerine devletlerin, uluslararası kuruluşların ve hükümet dışı kuruluşların yer alabilecekleri, katkı sağlayabilecekleri, şeffaf, katılım ve çözüm odaklı olan göç konusunda diyaloğun gelişmesini sağlayan bugün göç süreçleri olarak adlandırdığımız yeni yapılar ortaya çıkmıştır. Bunlar; Budapeşte Süreci, Prag Süreci, Rabat Süreci vb. Uluslararası Göç Politika Geliştirme Merkezi tarafından yürütülmekte olan göç süreçleri iken, Bali Süreci, Almatı Süreci, Lahey Süreci ve Kolombiya Süreci gibi bölgesel düzeyde oluşan süreçlerdir.



[1]Öner I.G., Öner Ş. A.,(2012), Küreselleşme Çağında: Göç Kavramlar, Tartışmalar, İstanbul: İletişim Yayınları, s.15.
[2] A.g.e, s.16.


Okunma Sayısı: 4302   |   Güncelleme Tarihi: 2/2/2015
Bu İçeriği Paylaş   |   Sayfayı Yazdır