A
A

Göç Strateji Belgesi


Türkiye'nin göç yönetimi alanında katılım öncesi süreçte AB politikalarıyla uyumlu bir politika geliştirilmesi amacıyla iltica, Göç ve Dış Sınırların Korunması Görev Gücü kapsamında kurulan Göç Çalışma Grubu; Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı temsilcileri ile yürüttüğü çalışmalarını tamamlamış ve Görev Gücüne sunmuştur. Görev Gücü tarafından kabul edilen ve son şekli verilen değerlendirmeler aşağıda sıralanmaktadır.

A.GÖÇ YÖNETİMİNDE MEVCUT DURUM


1- Türkiye’de, AB’nin ortak göç politikasına ve AB’nin bir güvenlik, adalet ve özgürlük alanı olarak oluşum çabalarına uyumlu olarak aşağıdaki mevzuat çalışmaları yapılmıştır.
Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 4771 Sayılı Kanun ile (09 Ağustos 2002 tarih ve 24841 Sayılı Resmi Gazete) Türk Ceza Kanunu’nda (TCK 201/a ve b) insan kaçakçılığı ve insan ticareti suç olarak tanımlanmış, bu suçları işleyenlere ağır cezalar getirilmiştir.
Pasaport Kanununun 33-35.maddelerinde, caydırıcı cezalar getiren değişiklik tasarısı hazırlanmıştır.
Kaçak çalışmanın önüne geçmek amacıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanan ve Yabancıların Çalışma İzinlerini düzenleyen 27.02.2003 tarih ve 4817 sayılı yasa TBMM tarafından onaylanarak 6 Mart 2003 tarihli resmi gazetede yayınlanmıştır. Yasanın uygulanmasını sağlayacak olan yönetmelikleri  hazırlanmış ve yasa 6 Eylül 2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Uygulamaya 02.10.2003 tarihinde başlanmıştır.
403 Sayılı Türk Vatandaşlık Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı 4 Haziran 2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
5683 Sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun ve 4360 Sayılı bunu değiştiren Kanun taslak metni, AB Müktesebatıyla uyum açısından yenilikler getirmektedir.
Yabancı Kabul ve Geri Gönderme Merkezleri ile Sınırdışı Yönetmeliklerinin hazırlanması doğrultusunda, bu alandaki prosedürlerin AB Prosedürleriyle uyumlulaştırılması, AB üyesi ülkelerin bu alandaki mevzuat ve uygulamalarının derlenmesi çalışmaları sürdürülmektedir.


Türkiye Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve buna ek iki protokolü (1- İnsan Ticaretinin, özellikle kadın ve çocuk ticaretinin önlenmesine, durdurulmasına ve cezalandırılmasına İlişkin Protokol,

2- Kara, deniz ve hava yolluyla göçmen kaçakçılığına karşı protokol) 13 Aralık 2000 tarihinde imza atmış ve söz konusu sözleşme, protokolleriyle birlikte TBMM’nde kabul edilerek 19.03.2003 tarih ve 25052 sayılı Resmi Gazete’de metinleri ile birlikte yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.


a- Göç Yönetiminde uluslararası işbirliği çalışmaları: Türkiye Göç Yönetimi alanında faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlarla müşterek yürütülen çalışmalara etkin olarak katılmaktadır. Bu bağlamda Türkiye; Budapeşte Grubu, Uluslar arası Sınır Polisi Konferansları, Cırefı (Ab- Yasadışı Göç Ve Sınır İhlalleri Konusunda Bilgi Değişim Merkezi), SECI Çalışma Grupları, İstikrar Paktı -İnsan Ticareti Görev Gücü, AGİT İnsan Ticareti Eylem Planı gibi uluslar arası kuruluşlar ve çalışma gruplarının aktif üyesidir.


b- Türkiye yasadışı göç bağlamında, kabul, geri kabul, sınır dışı vb. uygulamalara ilişkin AB Müktesebatında katılım öncesi dönemde benimsenmesi gerekenleri orta vadede uygulamaya koyacaktır.

Türkiye öncelikle kaynak ülkelerle, daha sonra aşamalı olarak transit ve hedef ülkelerle geri kabul anlaşması imzalanması politikasını takip etmekte ve 2001 ve 2002 yılı içinde çeşitli ülkelere yaptığı geri kabul anlaşması tekliflerinin sonuçlanması beklenmektedir.
Bu kapsamda öncelikle, Türkiye’nin batı ve doğu sınırındaki komşu ülkeler ve diğer kaynak konumundaki ülkelerle geri kabul anlaşmaları akdedilmesi hedeflenmektedir


c- Türkiye Ulusal Programında taahhüt ettiği üzere AB Negatif Vize Listesine uyumun sağlanması yolunda görüşmelerin bir kısmını tamamlamış, birçok ülke vatandaşlanna vize zorunluluğu getirmiş ve 2004 yılı sonuna kadar tam uyumun sağlanması amaçlanmaktadır.


d- Türkiye son birkaç yılda sınır kapılarında çalışan personelin evrak sahteciliği ve belge kontrolü konusunda eğitilmesi amacıyla yoğun eğitim programları düzenlemiştir. Aynı şekilde kolluk kuvvetlerinin yasadışı göç ve insan kaçakçılığı ile mücadele alanında eğitilmesi sağlanmıştır. Bu eğitim programları ülke içinde kurumlar nezdinde olduğu kadar, uluslar arası işbirliği yapılmak suretiyle de sürdürülmektedir.


e- Yine, yasadışı göç ile mücadele kapsamında geçtiğimiz birkaç yıl içinde sınır kapılan ile yeşil ve mavi sınırlarda bazı önlemler alınmıştır. Bu çerçevede burada çalışan personel sayısı arttırılmış, ekipman takviyesi yapılmış, ülke içinde doğudan batıya hareketleri izleme amacıyla kontrol noktaları oluşturulmuş ve yine deniz sularında gemilerin hareketlerini izleme amacıyla 24 saat açık irtibat noktaları kurulmuştur.
Diğer yandan, gerek İnterpol ve gerek CIREFI kanallarıyla bilgi değişimi ve ihbar mekanizması etkin olarak çalıştırılmaktadır.


f- Türkiye'de yasadışı göçün önlenmesine yönelik sınırlarda etkin kontrol ve güvenliğin artırılmasına katkı sağlayacak Entegre Sınır Yönetimi Strateji Belgesini yayınlanmıştır. Strateji Belgesi doğrultusunda AB tarafından desteklenen Entegre Sınır Yönetimi Projesinin 2003 yılı Ekim ayında başlaması öngörülmektedir.

B. ÖNCELİKLER


Avrupa Birliği'nin göç politikası bir yandan yasadışı göç ile mücadeleyi kapsarken, öte yandan ağırlıkla yasal göçün çeşitli önlemlerle düzenlenmesini öngörmektedir. AB göç politikasının ilk önceliği AB'ye yasal yollardan giriş yollarını denetim altına almaktır. Bu çerçevede çalışma, öğrenim ve aile birleşimi amacıyla AB ülkelerine gelen kişilerin yasal statülerinin düzenlenmesi, AB'ye giriş yapabilecekleri ve ikamet edebilecekleri koşulların ve bu kişilerin haklarının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Yine uzun dönem AB ülkelerinde ikamet etmiş kişilerin hukuki statülerinin düzenlenmesi ile bu kişilerin yaşadıkları toplum içinde entegrasyonlarının sağlanması AB göç politikasının öncelikleri içinde yer almaktadır. Bu politika ile Avrupa Birliği'nin bir özgürlük, güvenlik ve adalet alanı olarak oluşturulması amaçlanmaktadır.
AB göç politikasının bir başka önceliği olan sınırların entegre yönetimi politikası yasadışı göç ile mücadele politikasına uyumlu bir şekilde oluşturulmuş ve bu yönde geliştirilmektedir.
AB bütünleşmesinin ve AB vatandaşlığı kavramının en önemli gösterge ve haklarından biri olan kişilerin serbest dolaşımı zaman içinde üye ülkeler arasındaki iç sınırlann kaldırılması sonucunu doğurmuş, öte yandan buna paralel olarak dış sınırlarda alınan önlemlerin geliştirilmesi zorunluluğunu beraberinde getirmiştir. AB'nin Tampere ve Sevilla Zirvelerinde yasal ve yasadışı göç yönetimi konusunda ortak politikaların ve idari yapıların benimsenmesi hukuki metinlere dahil ettirilmiş, söz konusu müktesebat ve politikaların adaylık sürecindeki ülkeler tarafından da kabul edilmesi karara bağlanmıştır.

Türkiye aday ülke olması yanında, coğrafi konum itibariyle de AB'nin göç politikasından en çok etkilenen ülkelerin arasında yer aldığından, göç yönetimi alanında yasal ve idari kapasitesini artırması gerekmektedir.
Küresel ve bölgesel yasadışı göç yollarının önemli bir kavşak noktasında bulunan Türkiye'de, bir taraftan yasal göç yönetimi ve uygulamalarının AB Müktesebatıyla uyumunun sağlanması, diğer taraftan ise yasadışı göçle mücadelede caydırıcı düzenlemelerin yapılmasının yanında, gerekli prosedürlerin ve yapılanmaların tamamlanarak AB standartlarında bir işleyişin temini ile yasadışı konumda yakalanan yabancıların sınırdışı edilmelerine kadar geçen zaman içinde insani gereksinimlerinin karşılanması amacıyla çalışmalar sürdürülmektedir.
Bu bağlamda, öncelikle Avrupa Birliği'nde olduğu gibi göç olgusuna kapsamlı bir yaklaşım gerekmektedir. Göç politikası, göçmenler ülkeye girmeden önce alınan önlemlerle ve yapılan kontrollerle başlamaktadır. Bu politika ülkeye girişteki prosedürlerle yani sınır kapılarında kimin ülkeye kabul edildiğiyle devam etmektedir. Bunu ülke içinde yasalolmayan konumda bulunan yabancılann ülke dışına çıkarılmasına yönelik uygulamalar takip etmektedir. (Örneğin iltica başvuruları geri çevrilen sığınmacılar ve yasadışı göçmenler gibi.) Göç politikası ülke içinde yasal konumda bulunan göçmenlere yönelik uygulanan politikalarla, bu kişilere tanınan hak ve statülerle ve göçmenlerin entegrasyonu ile bir adım daha ileri gitmektedir. Son olarak yasadışı göç ile mücadele ve göç yönetimi halkası tamamlanmaktadır.

Bu çerçevedeki bütün politika ve uygulamalar bir bütün içinde değerlendirilmeli ve birbiriyle uyumlu hale getirilmelidir.
Yukarıda belirtilen hususlara paralelolarak 19 Mayıs 2003 tarihinde kabul edilen Yeni Katılım Ortaklığı Belgesi ve 24 Temmuz 2003 tarih ve 25178 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Ulusal Program, Türkiye'nin yasadışı göçün önlenmesine yönelik kabul, geri kabul ve sınırdışı etme uygulamaları dahil AB müktesebatının ve en iyi uygulamalarının kabul edilmesi ve uygulamaya geçirilmesi önceliğine yer vermektedir.

C. MEVZUATIN UYUMLULAŞTIRILMASI VE İDARİ KAPASİTENİN GÜÇLENDİRİLMESİ


Yukanda sıralanan öncelikler ışığında, Türkiye'de katılım öncesi süreçte göç alanında AB müktesebatı ve uygulamalarına uyum amacıyla yapılması gerekenler şu şekilde sıralanabilir:
,

1- Türkiye'ye çalışma, öğrenim ve aile birleşimi kapsamında gelenlerin statüleri ve onlara yönelik prosedürler düzenlenmeli ve topluma entegrasyonları sağlanmalıdır. Öncelikle yabancıların ülkeye kabul ve ikametleri, göçmenlere tanınan statüler, geçici ikamet verme, ülkemizde usulsüz konumda bulunan yabancıların sınırdışı edilmesi, göçmenlerin ülkeye uyumunun sağlanması vb. alanlarında yasal altyapının geliştirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, gerekli prosedürler hazırlanmalı ve mevcut prosedürler basitleştirilmelidir.


2- Yasadışı göç ile mücadelenin güçlendirilmesi için üçüncü ülkelerle geri kabul anlaşmalarının imzalanması ve uygulanmasına devam edilmelidir. Yasadışı göçmen konumundaki yabancıların ülkeden dışarı çıkarılana kadar geçen süredeki insani ihtiyaçlarının karşılanabilmesi ve geri dönüşlerinin sağlanabilmesi için Yabancı Kabul ve Barınma Merkezleri kurulmalıdır.


3- Türkiye'nin bölgesel konumundan dolayı olası göç dalgasını kendi başına karşılayabilmesi maddi zorluklariçermesinden dolayı, AB Organlan ve üye ülkeler yasadışı göçle mücadelenin her aşamasında olduğu gibi Yabancı Kabul ve Barınma Merkezlerinin inşası ve işletilmesi aşamalarında da Türkiye ile mali külfet paylaşımı yapmalıdır.


4- Yasal olmayan konumda bulunan yabancıları sınırdışı etme (ülkeden çıkarma) prosedürü kolaylaştırılmalı ve idari kapasite güçlendirilmelidir. Göçle ilgili idari kapasitenin güçlendirilmesi amacıyla mevcut birimin; çalışma, öğrenim ve aile birleşimi gibi nedenlerle yasal yollardan ülkemize gelmek isteyen veya Türkiye'de yasal bir şekilde bulunan göçmenlerin başvurularını değerlendiren ve sonuçlandıran, ikamet ve benzeri statülerini belirleyen, gerekli durumlarda tanınan statüyü geri alan ve sınırdışı etme kararlarını veren, ülkesine gönüllü geri dönmek isteyenler için geri dönüş programları geliştiren, uygulayan ve göçmenlerin topluma entegrasyonuna ilişkin politikaları şekillendiren, göç ile ilgili verileri toplayan, değerlendiren, uluslararası alanda bilgi paylaşımı yapabilen bir birim haline getirilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla; mevcut yapı geliştirilmeli ya da şu andaki ihtisas biriminin bulunduğu kurum çatısı altında yeniden yapılandırılmalıdır.


5- Gerek göç yönetiminde idari denetimin sağlanması, gerek işleme konu olan yabancıların haklarının korunması açısından önemli olan ve göç yönetiminde idare düzeyde muhtemel uyuşmazlıkların çözümü, değerlendirme güçlüğü içeren kararların alınması, yasadışı göç ve insan ticareti ile mücadelede kurumlar arasında koordinasyonu sağlamak ve politikaları geliştirmek üzere konu ile ilgili uzmanlardan oluşan  “Değerlendirme Kurulu”  oluşturulmasına yönelik bir çalışma yapılmalıdır.


6- Bu çalışmalar vize, sınır yönetimi ve iltica alanlarında atılacak paralel adımlarla desteklenmelidir.


7- İnsan ticareti ve insan kaçakçılığı ile mücadele çerçevesinde yürütülen ve yürütülecek olan eğitim ve kamuoyunu bilgilendirme çalışmalarında uluslar arası kuruluşların, sivil toplum örgütlerinin ve akademik çevrelerin katkıları sağlanmalıdır.


8- AB’nin henüz ortak bir göç politikası bulunmaması ve bu alandaki ilkelerin ve uygulamaların savaşlar, sıcak çatışmalar, doğal afetler, siyasi, ekonomik ve toplumsal gelişmelere bağlı olarak değişen ve kendisini yenileyen bir dinamiğe sahip olduğu dikkate alındığında, uluslar arası alandaki gelişmelere ve AB’nde ilişkilerinin izleyeceği seyre bağlı olarak göç stratejisi gerektiğinde gözden geçirilmelidir.


Okunma Sayısı: 11824   |   Güncelleme Tarihi: 3/12/2015
Bu İçeriği Paylaş   |   Sayfayı Yazdır