A
A

BUDAPEŞTE SÜRECİ 6. BAKANLAR KONFERANSI GERÇEKLEŞTİ

Güvenli ve düzenli göçün desteklenmesini amaçlayan “Budapeşte Süreci 6. Bakanlar Konferansı”  19-20 Şubat 2019 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirildi. İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu başkanlığında gerçekleştirilen konferansa; Afganistan, Almanya, Arnavutluk, Avustralya, Avusturya, Azerbaycan, Bangladeş, Belarus, Belçika, Birleşik Krallık, Bosna Hersek, Bulgaristan, Çekya, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Gürcistan, Hırvatistan, Hollanda, Macaristan, Irak, İtalya, İspanya, İsveç, İsviçre, Karadağ, Kırgızistan, Kuzey Makedonya, Lüksemburg, Malta, Moldova, Norveç, Özbekistan, Pakistan, Polonya, Portekiz, Romanya, Rusya, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, Tacikistan, Ukrayna ve Yunanistan’ın yanı sıra onur konuğu Somali dahil olmak üzere 47 ülke katıldı.
 
BSEC, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği Konseyi, Avrupa Komisyonu, EASO, EEAS, FRONTEX, ICMPD, ILO, IOM, MARRI, AGİT, Birleşmiş Milletler, BMMYK ve UNODC olmak üzere toplam 15 uluslararası kuruluş konferansa katılım sağladı.
 
Afganistan Göç ve Geri Dönüş Bakanı Sayed Hussain Alimi Balkhi, Arnavutluk İçişleri Bakanı Sander Llesjaj, Azerbaycan İçişleri Bakanı Ramil Usubov, Belarus İçişleri Bakanı Igor Shunevich, Bosna Hersek Güvenlik Bakanı Dragan Mektic, Bulgaristan İçişleri Bakanı Mladen Marinov, Hırvatistan İçişleri Bakanı Davor Bozinovic, Çek Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Jan Hamacek, Gürcistan İçişleri Bakanı Giorgi Gakharia, Yunanistan Göç Bakanı Dimitris Vitsas, Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Kırgızistan İçişleri Bakanı Kashkar Dzhunushaliev, Karadağ İçişleri Bakanı Mevludin Nuhodzic, Kuzey Makedonya İçişleri Bakanı Oliver Spasovski, Pakistan İçişleri Bakanı Shaharyar Khan Afridi, Polonya İçişleri ve İdare Bakanı Joachim Brudzinski, Romanya İçişleri Bakanı Carmen Daniela Dan, Sırbistan İçişleri Bakanı Nebojsa Stefanovic, Somali İç Güvenlik Bakanı Mohamed Abukar Islow ve AB Komisyonu Göç, İçişleri ve Vatandaşlık Komiseri Dimitris Avramopoulos olmak üzere toplamda 21 Bakan konferansa iştirak etti.

Ukrayna Devlet Sınır Hizmeti Başkanı Petro Tsygykal, Arnavutluk İçişleri Bakan Yardımcısı Rovena Voda, Irak Yer Değiştirme ve Göç Bakan Yardımcısı Jasim Mohammed Hasan, Irak İçişleri Bakan Yardımcısı Muwafaq Tawfeeq, Rusya İçişleri Bakanı Igor Zubov, Slovakya Devlet Sekreteri Rudolf Urbanovic, İsveç Devlet Sekreteri Lars Westbratt, İsviçre Devlet Sekreteri Mario Gattiker, Özbekistan İçişleri Bakan Yardımcısı Akramkhon Bobokhonov ile Ülkemizden Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı ve Muhterem İnce olmak üzere toplam 12 Bakan Yardımcısı konferansta yer aldı. 
Konferansa Müdürlüğümüzden; Genel Müdürümüz Abdullah Ayaz, Genel Müdür Yardımcımız Dr. Gökçe Ok, Dış İlişkiler Dairesi Başkanımız Ramazan Seçilmiş, Uyum ve İletişim Dairesi Başkanımız Dr. Aydın Keskin Kadıoğlu, Yabancılar Dairesi Başkanımız Gülbahar El Nasharty, Göç Politikaları ve Projeleri Dairesi Başkanımız Muhammet Selami Yazıcı katıldı.
 
Açılış yemeğinde konuşan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası toplumun geçmişte emsaline az rastlanır bir göç kriziyle karşı karşıya bulunduğunu, dünya genelinde 260 milyona yakın göçmen, 68 milyonun üzerinde yerlerinden edilmiş kişi ve 25 milyonu aşkın mülteci olduğunu belirterek, "Bu sayı, ekonomik nedenler yanında, açlık, kıtlık, iç savaşlar, terör saldırıları ve siyasi belirsizlikler gibi sebeplerle gün geçtikçe artıyor" dedi.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, insanların sadece daha iyi bir iş, daha yüksek bir hayat standardı için değil, hayatlarını devam ettirebilmek, karınlarını doyurabilmek, çocuklarına bir lokma ekmek bulabilmek için göç ettiğini belirterek, çıkılan bu umut yolculuklarının ise çoğu zaman ölümle, felaketle sonuçlandığını kaydetti.

“Göç, insani ve siyasi bir meseledir” diyen Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, göçün gerisindeki sorunlarla her yıl milyonlarca insanı evlerini, yurtlarını terk etmeye zorlayan sebeplerle cesaretle yüzleşilmesi gerektiğini aktararak, kaynak ülkelerle beraber gelişen Batılı devletlerin de bunu yapması gerektiğini söyledi. 

Cumhurbaşkanımızın konuşmasının ardından 8 uluslararası sanatçı Aşık Veysel’in “ Uzun İnce Bir Yoldayım” ve Özhan Eren’in “Kara Tren” eserlerini karma olarak 8 ayrı dilde (Cemil Sağyaşar Türkçe, Akhmed Akhmedov Rusça, Fedies Asong Fombah Fransızca, Adil Şan Arapça, Ömer Türkmenoğlu Farsça, Yerzhan Arkabayev Kazakça, Sevim Balkan Arnavutça, Feride Bulatova İngilizce) seslendirdi. Sanatçılara, yerel kıyafetleriyle 20 dansçı eşlik etti.

Budapeşte Süreci 6. Bakanlar Konferansı İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’nun açılış konuşması ile başladı. Bakanımız yapmış olduğu konuşmasında, Budapeşte Süreci'nin 2013'te gerçekleştirilen son Bakanlar Konferansı'nda kabul edilen İstanbul Bildirisi'nden bugüne geçen zaman içinde yaşananların, elde edilen tecrübelerin, somut çıktılara daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini gösterdiğini söyledi. Bakanımız Süleyman Soylu; dünyanın, Suriye kaynaklı düzensiz göçle ilgili ilk şokunu, Bodrum sahiline vuran küçük, cansız bir çocuk bedeninin fotoğrafıyla yaşadığını, o fotoğrafın ilk ve tek olmadığını, arşivlerde bunlardan ne yazık ki oldukça fazla bulunduğunu anlattı. 

Türkiye'de Kasım 2018 itibarıyla 405 bin 521 Suriyeli çocuğun doğduğunun altını çizen Bakanımız Soylu, "Bu çocuklar Türkiye'de doğmamış olsaydı, anne babalarına Türkiye'de geçici koruma statüsü verilmemiş olsaydı, Suriye'nin neresinde doğacaklardı? Bu çocukların yaşama şansları ne kadar olacaktı bunu bilemiyoruz. Muhtemelen onlarla da denizlerimizde bir botun içinde karşılaşacaktık veya onlar hiç o şansı bile elde edemeyeceklerdi" diye konuştu.

Göçün en temel iki sebebinin gelir eşitsizliği ve güvenlik kaygısı olduğunu belirten Bakanımız Süleyman Soylu, şöyle devam etti: "Özellikle terör ve güvenlik kaygılarını ortadan kaldırdığınızda insanlar evine dönüyor. Biz bunu test ettik. Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı harekatlarıyla 4 bin kilometrekare alanı terörden temizledik ve buralara bugüne kadar 311 bin 968 kişi geri döndü. Bu, dünyanın en başarılı insani programıdır. Böyle bir programı gerçekleştirmek şu anda dünyada mümkün olmadı. Belki dünyanın her bölgesini aynı anda zenginleştiremeyiz. Ama terörü her yerden temizleyebiliriz. Dolayısıyla dünyadaki her ülkenin, bölgeyi terör örgütlerinden temizlemeye destek olması ve terör örgütlerini hiçbir gerekçeyle muhatap almaması göç konusundaki işbirliğinin temel ilkelerinden birisi olmalıdır."

Bakanımız Süleyman Soylu, göçün küresel düzeyde 3 temel problemi olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: "Birincisi; düzensiz göç, oluşturduğu rotalarla terör örgütleri ve uyuşturucu ticaretiyle simbiyotik bir ilişki içine girmektedir. Yani 1500 dolara düzensiz göçmeni Türkiye'ye getiren terör örgütleri, organize kaçak suç örgütleri ve aynı zamanda uyuşturucu örgütleri hem rota açıyorlar hem de terör örgütlerini besliyorlar. Göç, güvenlik kaygıları sebebiyle oluşmaktadır ama artık farklı bir güvelik paradigması da meydana gelmektedir. İkinci problem ise dünyanın demografisine ilişkin Avrupalı hedef ülkelerin nüfusu yaşlanması,, azalması veya azalarak artmasıdır. Oysa kaynak ülkelerin nüfusu gençleşmekte ve artmaktadır.. Böylece kaynak ülkelerin eğitime, sağlığa, suya erişimi ve gelir eşitsizliğinden kaynaklanan arayışları, onları doğal olarak hedef ülkelere yöneltmektedir. Eğer dünya bu dengesizliğe oturup kaynağında çare bulmazsa düzensiz göçe ait her türlü maliyeti gelecek nesillere miras bırakmak zorunda kalacak aynı zamanda göçün oluşturduğu ve düzensiz göçün içinde bulunduğu travmatik nesiller de yeni dünya için farklı arayışlara girecektir. Üçüncü problem ise işbirliğidir. Göç konusunda her ülke kendi başına hareket ederse biz bunu yönetemeyiz ve bu durumda sadece toplumlar değil, devletler de deformasyona uğrar. Göçe ilişkin talepler yönetilemezse illegal süreçler devletleri yönetmeye başlar. Elbette ki amacımız herkesi kendi ülkesinde sabitlemek değildir. Amacımız; düzenli göçü daha iyi bir biçimde yönetmek. Eğer  kötü yönetirsek, göç yer altına iniyor ve düzensiz göç büyüyor."

Göç konusundaki temel stratejilerinin "göçü değil, göçün trajedilerini önlemek ve göçü yönetmek" olduğunun altını çizen Bakanımız, "Bu stratejiyi de 'açık kapı' ve 'geri göndermeme' ilkeleriyle gerçekleştiriyoruz" dedi. En büyük avantajın ise bu coğrafyadaki bin yıllık varlığın getirdiği din, anlayış ve soy bağları olduğunu dile getiren Bakanımız Sayın Süleyman Soylu, Hatay sınırından giren bir Suriyelinin, birkaç kilometre sonra bir akrabasının evine gidebildiğini, aynı sosyal yapının, diğer sınır illerinde de bulunduğunu anlattı.

Bakanımız Soylu, şu bilgileri verdi: "Ülkemizde en son güncel verilerle geçici koruma statüsüyle 3 milyon 644 bin 342 Suriyeli bulunmaktadır. 2018'de yakalanan düzensiz göçmen sayısı 268 bin 3, 2019'un ilk 5 haftasında 16 bin 523 kişidir. En önemlisi bu insanların tamamının kayıtları güncel ve doğru kayıtlardır. Göçü yönetmek için önemli bir insan kaynağı kullanıyoruz. Şu ana kadar harcadığımız para da 37 milyar dolar seviyesindedir. Suriye krizinin başladığı 2011'den beri göç yönetimi altyapısıyla ilgili pek çok adım attıklarını, 2013 yılında Göç İdaresi Genel Müdürlüğünü kurduklarını aktaran Bakanımız Süleyman Soylu, özellikle göç konusunda çalışan Emniyet, Jandarma, Sahil Güvenlik, AFAD ve diğer tüm birimlerin koordinasyon içinde çalıştığını belirtti.

Göç yönetimi için bir eylem planı hazırladıklarını ve uygulamaya koyduklarını ifade eden Bakanımız Soylu, göçmenlerin kentsel hayata uyumu için projeler uyguladıklarını özellikle "aciz göçmenlik" yerine "değer üreten göçmenlik" kavramını öne aldıklarını söyledi.

Göçmenlerin, sanıldığının aksine iş sahalarını daraltmadığını, hatta yaptıkları yatırımlarla özellikle ticarette ve sanayide yeni istihdam imkânları sağladıklarını anlatan Bakanımız Soylu, "2016 başında Türkiye'de 422 bin yabancı ikamet etmekteyken bugün ikamet eden yabancı sayısı 900 bindir. Yani Türkiye, dünyaya birtakım önerilerde bulunurken düzenli göç ile düzensiz göç regülasyonunun nasıl yapılabileceğini göstermektedir." diye konuştu.

Bakanımız Süleyman Soylu, dünyada her ülkenin göç konusunda farklı tavırları, hatta bazen eleştirilen uygulamalarının olabileceğini anlatarak, şunları kaydetti:

"Ancak yine de önemli bir çaba gösteriliyor. Göç yönetiminde dünyada Budapeşte Süreci'ne benzer farklı süreçler, konferanslar, en azından bir masa etrafında toplanma ve sorunu tartışma gayretleri var. Türkiye olarak bu gayretlerin her türlüsünü önemsiyor ve memnuniyetle karşılıyoruz. Bilindiği gibi Türkiye olarak 2003 yılında eş başkanı olduğumuz Budapeşte Süreci'nin 2006 yılından itibaren başkanlığını yürütüyoruz. O tarihten itibaren sürecin coğrafi olarak genişlemesine ve somut çıktılar üretmesine ağırlık verdik. Genişleme adımı olarak; mevcut Güneydoğu Avrupa ve Karadeniz alt çalışma gruplarına, İpek Yolu Çalışma Grubu eklendi. Budapeşte süreci; halen geniş bir coğrafi alanda 50'den fazla ülkeyi kapsamaktadır. Sürecin somut çıktısı olarak; oturum başkanı olduğumuz İpek Yolu Çalışma Grubu'ndan hareketle 2013'teki Bakanlar Konferansı'nda yayınlanan bildiriyle İpek Yolu Göç Ortaklığı kuruldu. Üç ana proje ve 3 pilot projeye ilişkin süreç yönetildi. Afganistan'da 1 göçmen kaynak merkezi; Pakistan'da aynı şekilde göçmen kaynak merkezleri kurulmuştur. Bu merkezler, göçmenlere doğru bilgi akışını sağlamak, rehberlik etmek, özellikle düzensiz göçün tehlikelerine karşı farkındalığı artırmak üzere çalışmalar yapmaktadır."

Bakanımız Soylu, 2013'te gerçekleştirilen son Bakanlar Konferansı'nda kabul edilen İstanbul Bildirisi'nde, 6 öncelikli hedefin belirlendiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
"Kapsam itibarıyla o güne kadar çeşitli katılımcı grupları tarafından kabul edilen, en kapsamlı beyandır. Geçtiğimiz 25 yıl boyunca göç yönetiminin gelişimini yansıtmakta, vurguyu sadece düzensiz göçün kontrolünden kaldırmakta, aynı zamanda işçi göçü, hareketlilik, çocuk hakları, ırkçılığın olumsuz etkileri ve gelişme gibi konuları da içermektedir. Aradan geçen zaman içinde yaşananlar, elde ettiğimiz tecrübeler, somut çıktılara daha fazla ağırlık vermemiz gerektiğini göstermiştir. İşte bugün gerçekleştirdiğimiz toplantı, 2013 İstanbul Bakanlar Bildirisi'ni bu anlamda daha ileri taşıma anlamına yöneliktir. Yani özetle 2019 İstanbul Taahhütleri, 2013 Bildirisindeki hedeflere ek olarak, bu hedeflere yönelik 5 yıllık bir eylem planını  içermektedir."
 
Göçün olmadığı hiçbir tarih döneminin olmadığını, bundan sonra da olmayacağını ifade eden Bakanımız Süleyman Soylu, "Öyleyse bunu önlemeye değil, birlikte yönetmeye çalışmalıyız. Dünyada bu konuda gösterilen çabalar, potansiyelimizin çok altındadır. Amacımız, yapabileceklerimizin üst sınırına ulaşmak ve sahillerimizde sadece istiridye kabukları ve deniz yıldızları bulabileceğimiz bir dünyaya ulaşmaktır. İstanbul Taahhütleri ve Eylem Çağrısının hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum" diye konuştu.

Katılımcı ülkeler ve uluslararası kuruluşların ifade ve beyanlarının ardından Bakanımız Süleyman Soylu’nun basın toplantısında yaptığı açıklama sonrasında  program sona erdi.

2314   |   06/03/2019
Bu İçeriği Paylaş   |   Sayfayı Yazdır